Mutsuz Evlilik Neden Olur?

Mutsuz evlilikler ve problemli çift ilişkisi modelleri bu yazıda örneklerle anlatılmaktadır. Gizlilik ilkesi gereği, gerçek isimler gizlenmiştir. Mutsuz evlilikler aslında çoğumuzun evliliğinin bir döneminde yaşadığı, çevremizde çok sık gördüğümüz bir gerçektir. Bazı evli çiftler ise mutsuz evlilik ve sorunlu evlilik kavramlarını çok uzun süre yaşamlarında karşılarında bulurlar. Bu nedenle çaresizlik hissederler.

Çift ilişkileri ve evlilikler konusunda 14 yıldan uzun bir süredir devam eden çalışmalarım sırasında kendime şu soruyu sık sık sordum: “Çiftlerin bazılarının mutlu bir evliliğe sahip olmaları, bazılarının ise tam tersine mutsuz bir evliliğe sahip olmasında çiftler arasındaki ilişkinin özelliklerinin rolü nedir?”. Bu yazıda, 2002’den günümüze, tanıma şansına sahip olduğum çiftlerde gözlemlediğim ve evlilik ilişkisinin mutsuz bir ilişkiye dönüşmesinde etkili olan gözlemlenebilir çift davranışlarını ve ilişki biçimlerini anlatacağım.

Mutsuz Evlilikler ve Sorunlu İlişki Tipleri

Ayrık Çiftler

Ayrık çiftler, evrensel olarak çiftler tarafından benimsenmekte olan bir arada olma ve birlikte zaman geçirme alışkanlığını benimsemezler. Ayrık çiftler birbirlerinin ilgi duydukları, hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları etkinlikleri, fikirlerin neler olduğu konusunda genelde bilgi sahibi değildirler ve bu yönde çaba da gösterme zahmetine girmezler. Çift birbirinden kopuk iki ev arkadaşı gibi yaşamını sürdürür. Aralarında, mutlu çiftlerin aralarında bulunan duygusal bağın oluşması için çaba harcamaktan kaçınırlar. Herkesin malı, parası, eşyası ayrıdır ve eş tarafından kullanılması genelde yasaktır.

Ayrık Tatil İçin Bireysel Planlar

4 yıldır evli olan E. hanım ve A. bey sadece tatillere birlikte giderler. Tatil planının oluşturulmasından, tatile nasıl gidileceğine kadar neredeyse tüm ayrıntılar bireysel ve ayrık biçimde çözümlenir. E. hanım, tatile nasıl gidileceğiyle ilgili bir karar verir ve bunu A. beye bildirir: “Tatile benim arabamla gitmeyelim. Senin arabanla gidelim ve benzinini de sen doldur”. Birbirleriyle ilişkilerindeki bu tür ayrık tavırlar aslında aralarında bir bağ kurulmasını engellese de bu ayrık tavırlarını ve birbirlerine iki yabancı gibi davranmayı sürdürürler. İlişkileri boyunca hiçbir zaman birbirleriyle empati yapmazlar. Eşin zorlandığı bir anda ne hissettiğini bilmezler ve öğrenmek de istemezler.

Ayrık çiftler, ilişkide derin duygusal bağların olmamasına bağlı olarak ciddi problemler yaşarlar. Bağlanmanın olmaması nedeniyle birbirlerine hep uzak iki insan olarak kalmaya devam ederler.  Evliliklerinin 4. yılında bir çocukları olup da E. hanım “Ben bu dünyaya çocuk bakmaya gelmedim” diyerek kendi çocuğuna bakmayı reddetmesi üzerine A. bey evliliği bitirme kararı alır ve boşanırlar. Mutsuz evlilikler dendiğinde genelde aklımıza gelen ilişki modeli ayrık çiftler olmaktadır.

Yapışık Çiftler

Eşlerin sürekli birbiriyle iç içe olduğu bir ilişki biçimidir. Eşlerin bireysel olarak yaptıkları hiçbir etkinlik ya da davranış yoktur. Yapılacak herhangi bir şey varsa o beraber yapılır. Beraber yapılmayan hiçbir şeyin yapılmasına iyi gözle bakılmaz. B. Hanım ve H. Bey, evlilik terapisti ile çalışırken H. Bey çok eskilerden bugüne tanıdığı eski bir arkadaşıyla görüşmek, oturup sohbet etmek istediğinden söz eder ve o an bir yandan da suçluluk duyar. Suçluluk duyma sebebi, evlilik ilişkilerinde bireysel olarak vakit geçirme anlayışının bulunmamasıdır. Buna bireysel vakit geçirme anlayışının bulunmaması yerine bireysel vakit geçirmenin yasak olması da denebilir. B. Hanım, eşinin tek başına bir arkadaşıyla vakit geçirmesi fikrine sıcak bakmadığını belirtir. Aslında H. Bey de eşinin kendisinden ayrı ve tek başına kendi arkadaşlarıyla görüşmesine hiç sıcak bakmamaktadır. Bu katı kural, karşılıklılık ilkesine bağlı kalınarak ve yapışık çift olmak pahasına uygulanmaktadır.

Yapışık çiftler, sürekli bir aradadırlar ve birbirlerinden hiç ayrılmadan yan yana kalma çabası içindedirler. “Özlemek” çift ilişkisinde önemli bir etkiye sahiptir. Çift ve evlilik ilişkisini güçlendirir, eşlerin birbirlerinin yaşamındaki önemini hissetmelerine yardımcı olarak ilişkiyi güçlendirir.

İletişimsiz Çiftler

İletişimsiz çiftler, birbirleriyle hiçbir konuda sözlü ya da sözsüz iletişim kurmazlar. İletişim olmadığı için çift ilişkisinde empati de yoktur. Çiftleri birbirlerine bağlayan sevgiden ziyade empati olduğu için de iletişimsiz çiftlerin aralarındaki duygusal bağ son derece zayıf ve kopmaya müsaittir. Çifti oluşturan bireylerden birinin bir sorunu olduğunda, herhangi bir zorlukla karşılaşıldığında iletişimsizliğe bağlı olarak, bu durum eş tarafından ya hiç bilinmez ya da gerektiği ölçüde bilgi sahibi olunmaz. Bir evlilikte sağlıklı olan, eşlerden birinin bir sorunu olduğunda diğerinin bundan haberdar olması ve sorunun ortadan kaldırılması için üzerine düşeni yerine getirmesi, bu yönde çaba göstermesidir. İletişimsiz çiftler, iletişimsizlik ve empati yoksunluğunun etkileriyle kopuk bir biçimde sorunları kendi başlarına hallederler. Ayrık çiftlerden daha yakın oldukları görülür. Fiziksel olarak bir arada görünürler ancak duygusal anlamda uzaktırlar, birbirlerini hissetmekten uzaktırlar ve uzaklıkları daha çok duygusal bir yapıya sahiptir. İstekler, ihtiyaçlar eşe bildirilmez, eş tarafından bilinmek istenmez.

İletişimsiz Bir Çiftin Tatili

F. hanım ve K. bey yurtdışında bir tatile giderler. Tatil konusunda birlikte plan yapmazlar. F. hanımın gittikleri ülkede görmek istediği bazı tarihi ve turistik yerler vardır. Bundan eşine biraz bahseder ve eşi “Boşver” der. Gitmek istediğini, gerçekten bu yerleri görmek istediğini eşine söylemez. “Söyleseydim de eşim bana sen bu yerleri mi görmek istiyorsun, o zaman hadi gidelim” demezdi diyen F. hanım, hayattan zevk alamadığından şikayetçidir.

Birbirleriyle biraz daha kaliteli iletişim kurmaları, birbirleriyle empati yapmaları ve hissettikleri duyguları karşılıklı olarak paylaşmaları önerildiğinde ve buna ilişkin yöntemler hakkında bilgi verildiğinde ise her iki eşin de tepkisi aynı olmuştur: “Bizim evlilik ilişkimiz böyle bir ilişki olmamalı. Bu denli duygusallık bize göre değil”.

Aslında kendilerine önerilen sadece birbirleriyle eşduyum yapmalarıdır. Eşduyum yani empati yapabilmeleri için birbirlerinin ne hissettiğini anlayabilmeleri, hissedebilmeleri gerekir. Bundan da önceki bir aşamada birbirlerine hissettikleri duyguları ve hisleri açabilmeleridir. Karşılıklı olarak duyguların ve hislerin açılabilmesi, çift ve evlilik ilişkilerinde çok önemli bir özelliktir.

İletişim ne kadar net olursa, çifti oluşturan bireyler birbirlerine ne denli samimi ve rahat biçimde hislerini ve duygularını aktarabilirse, iletişim o denli kaliteli olur ve ilişki de o denli tatmin edici olacaktır. Ancak bu duygu aktarımını, duyguların aynalanmasını “duygusallık” olarak görmeleri ve bunun kendilerine uygun olmadığını düşünmeleri, mevcut iletişimsizlik ve empati yoksunluğunu pekiştirmektedir.

beylikdüzü evlilik terapisti
Mutsuz evlilik yaşayanlar ne yaşar?

Sınırsız Çiftler

Kabul ve hoşgörü birbirinden farklı iki kavramdır. Her ne kadar bizim kültürümüzde hoşgörü olumlu bir kavram olarak anılsa da, aslında bir yönü ile, red anlamı taşımaktadır. Çift ve evlilik ilişkilerinde, aynen diğer insan ilişkilerinde olduğu gibi, ilişkiyi güçlendiren hoşgörü değil kabuldür.

Kabul ettiğiniz bir eşin değiştiremeyeceğiniz özellikleri olduğunu, bazı şeylerin hiç değişmese de onları olduğu gibi gerçekleştikleri haliyle alır ve bağrınıza basarsınız. Hoşgörüde ise, kelime anlamındaki farktan dolayı bir yandan red vardır, bir yönüyle reddettiğiniz bir şeyi biraz zorlamayla bağrınıza basarsınız.

Evlilik ilişkilerinde insanlar birbirlerini hoşgördüklerinde, bir yandan da hor görürler. Aslında hoşgörmek şöyle bir kavramdır: “Senin bu özelliğin kabul edilebilir bir özellik değil ama ben senin bu özelliğini büyüklük edip görmezden geliyorum. Zamanı geldiğinde seni değiştirmek için aramızdaki sınırları zorlayabilirim” demek gibidir. Şimdi bu yaklaşımın evlilik ilişkisi içinde olduğunu düşündüğümüzde, ortaya çıkan ilişki korkunç olmaktadır.

Sınırsız Çiftlerde Kabul Yoktur

Sınırsız çiftler, birbirlerinin değiştirilemeyen özelliklerini kabul etmezler. Bunun yerine hoşgörü gösterirler. Birbirlerini kabul etmedikleri ve hoşgördükleri için sert ve öfkeli tepkiler verirler, eşin beğenilmeyen ve var olması kabul edilmeyen özelliklerini gördüklerinde öfke patlamaları yaşarlar. Y. Hanım ve H. Bey, boşanma kararı verme konusunda yardım istemek için gelmişlerdir.

Boşanma kararı zor verilen bir karar olmakla beraber, elbette ki bazı evli çiftlerin ilişkilerini devam ettirebilmelerinin imkansızlığı bazılarının ise, ilişkiyi devam ettirmelerinin zararlı olması nedeniyle bu tür bir karar almalarını saygıyla karşılıyoruz. H. Bey, Y. Hanım’ın bazı özellikleri ile ilgili olarak “Ben evlenirken onun bu özellikleri olduğunu biliyordum ve ona hoşgörüyle yaklaştım” demiştir. Y. Hanım’ın fiziksel özelliklerini hoşgörüyle karşılayan H. Bey, evlendikten bir süre sonra Y. Hanım’a estetik cerrahla görüşmesini ve bazı ameliyatlardan geçmesi gerektiğini söylemiştir. Bu durumu anlamakta güçlük çeken Y. Hanım, önce sevinmiş ve “Eşim beni seviyor ve beni daha güzel görmek istiyor” diye düşünmüştür.

İlerleyen günlerde bu konu Y. Hanım’ı ciddi biçimde kaygılandırmıştır çünkü eşi onu adeta bambaşka bir kadına dönüştürmek istemektedir. Eşinin  Y. Hanım’ın burnu, kulakları, dudakları, yüzü, boynu, ona özgü olan her şeyi tümüyle değiştirme düşüncesi gerçekten tuhaf bir düşüncedir. H. Bey, kendisiyle yapılan görüşmede : “Ben 2 yıllık evliliğim boyunca onu güzel bulmasam da ona hep hoşgörüyle yaklaştım. Bu ameliyatları olmasını evliliğim için istemek hakkımdır. Evliliğimizi kurtarmak için bunu yapmalı” demiştir.

Evlilik İçin Bir Dizi Estetik Ameliyat Geçirmek

İnsan elbetteki evliliği için bazı fedakarlıklar yapar ve yapmalıdır da. Ancak evliliğimiz için bir dizi estetik ameliyat geçirmeli miyiz? Evliliğin ve tüm samimi, içten insan ilişkilerinin bir özelliği, eşin koşulsuz kabulüdür. Kabul etmek, onu değiştirmeye çalışmakla taban tabana zıttır. Hiçbirimizin eşimizin beğenmediğimiz fiziksel özelliklerinin bir listesini yapıp bu listeyi ona vererek “Evliliğimizin devam etmesi için bu estetik ameliyatları olman gerekiyor” deme hakkımız yoktur. Böyle bir listeyi yapan biri eşini sevdiğini söylese de onu kabul etmediği, onu o yapan özellikleri reddettiği ve onu o yapan özelliklerden hoşlanmadığı açıktır.

Bir insanın eşinde hiç hoşlanmadığı birçok fiziksel özellik varken onunla neden evlendiği konusu ise ayrı bir tartışma konusudur. H. Bey’e bilge biri şunu söylerdi: “Sen evlendiğinde eşin belli özelliklere sahipti ve sen eşinde bu özellikler varken evlendin. Onu değiştirmeye çalışma. Sen kendini değiştir. Ardından eşinin özelliklerine tepki verme şeklini değiştir”.

Hoş görmeyin, Kabul Edin

Özet olarak tekrar ifade etmek gerekirse, samimi, içten çift ve evlilik ilişkilerinde insanlar eşlerinin doğuştan getirdikleri ve değiştiremedikleri özelliklerini reddetmez, hoşgörmez. Sadece kabul eder ve öylece kalmasına izin verirler ve bu özellikler değişmeden öylece kalırken aralarındaki duygusal bağı, bağlanmayı güçlendirmek için gereken şekilde, samimi ve güvenilir olmaya özen gösterirler.

Tüm ilişkilerde, çiftlerde ve evlilerde bir gün eşimizin doğuştan getirdiği ve değişmesi çok zor olan özelliklerini keşfettiğimizde yapmamız gereken bu özellikleri yok etmeye çalışmak değil, hoşumuza gitmeyen bu özelliklerine tepki verme şeklimizi değiştirmektir. Değiştirme çabasının boş olması bir yana, eşler arasında belli bir sınır vardır. Bu sınır, hem iki bireyin durduğu yeri belli eder, hem de eşlerin birbirine müdahalelerine de belirgin bir sınır oluşturur. Sınırsız çiftlerde ise bu sınırın olmamasına bağlı olarak aşırı müdahaleci, hatta işgalci girişimleri, haksız beklenti ve talepleri görüyoruz.

Mutsuz evlilikler ilişki kurma biçimleri yakından tanınarak ve mevcut ilişki kurma biçimleri değiştirilerek mutlu evliliklere dönüştürülebilmektedir. Bizler de bunu yapmak için çalışıyoruz.

Klinik Psikolog Serhat DAMAR

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*